KAMU VE ÖZEL GÜVENLİK İŞBİRLİĞİ

0
35

Genel güvenliğin sağlanması, asayiş ve kolluk hizmetlerinin etkin şekilde yürütülmesi ve denetlenmesi hiç şüphesiz devletlerin birincil görevlerindendir; ancak güvenlik kavramının çağın değişen ve dinamik şartları nedeniyle yeni boyut kazanması yani diğer bir ifade ile güvenliğin özel hayatımız da dahil yaşam alanlarımızın tümünde var oluşu bu kavramın ne kadar geniş bir platformda değerlendirilmesi gerektiği hususunu ortaya koymaktadır. En son 15 Aralık 2008 tarihinde Paris’te icra edilen “1. Avrupa Özel Güvenlik Zirvesi”nde Fransa Cumhurbaşkanı Sayın Nicolas SARKOZY tarafından da vurgulandığı üzere Avrupa ülkeleri arasında farklı kültür yapıları ve hukuk kurallarına rağmen Kamu-Özel Güvenlik işbirliğinde mutlaka ortak çözümlere ihtiyaç olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda güvenlik sektörünün tüm oyuncularına sektörü organize etmek, ekonomik gelişmeleri teşvik etmek ve uyum yasalarının oluşturulmasını temin etmek görevi verilmiştir.

Günümüzdeki asimetrik tehdit kavramı A.B.D.’deki 11 Eylül saldırıları ile ön plana çıkmış ve etkinliği süregelmektedir.

Tehdit biçimindeki bu değişiklikler devlete ait “vatandaşın korunması” görevini daha da karmaşık hale getirmiş, tehdit değişikliğinin yanı sıra ülkelerdeki siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel gelişim ve değişimlerde güvenlik anlayışında yeniden yapılanmaları zorunlu kılmıştır.

Kamu düzeninin sağlanması ve korunması kapsamında, bir başka deyişle güvenliği sağlamaya çalışan kolluk kuvvetleri belirlenen bu amaçları gerçekleştirirken hak ve özgürlükleri de sınırlayıcı etkilere sebebiyet verebilmekte, ayrıca güvenlik tanımı ve güvenlik alanlarındaki değişim ve gelişmelere bağlı olarak zaman zaman da yetersiz kalabilmektedirler. Yetersizlik kavramı içinde personel/sayısal yetersizliklerin önemli bir unsur olduğunu belirtmemiz gerekir.

Özel hukuk kişilerinin güvenliklerinin ve korunma alanı sağlanmasına yönelik hizmetlerin özel hukuk tüzel kişilerinin kendi bünyelerinde tesis edilen özel güvenlik birimlerince veya özel güvenlik hizmeti veren şirketlerce bu ihtiyacın karşılanması kaçınılmaz olmuştur. Bu sayede kamu güçleri üzerindeki daha fazla kaynak ve zaman ayırma ihtiyacına yönelik sosyal baskı da kalkmıştır.

Genel olarak kolluk kuvvetlerinin görev alanında bulunan ancak özel hukuk kişilerince sağlanabilecek güvenlik ve koruma gereksinimleri için etkin bir koordinasyon ve işbirliğine olan ihtiyaç bir dayanışma modeliyle gerçekleştirilebilecektir. Ülkemizdeki kamu ve özel güvenlik işbirliği ile uygulamalarda karşılaşılan sorunlar sektör çalışanlarımız ve sizler tarafından yakinen izlenmekte ve bilinmektedir.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecinde yerine getirmesi gerekli olan yapısal değişim ile birlikte kolluk faaliyetlerinin içeriğini ve işleyişini de yeniden şekillendirme zorunluluğumuz vardır. Bu bağlamda Avrupa ülkelerinde genel güvenliğin tesisinde Özel Güvenliğin rolü ve Kamu/Özel güvenlik işbirliğini incelememizin doğru bir yaklaşım olduğunu söylememiz mümkündür.

Halihazırda Avrupa Birliği ülkelerinde Özel Güvenlik sektörü 1.7 milyon çalışanı, 50.000 şirketi ve 15 milyar € yıllık geliri ile önemli bir sektör hüviyetindedir. Avrupa Özel Güvenlik sektörünün yapılandırılması çalışmalarında ortaya konan vizyon tek bir Avrupa Özel Güvenlik sektörü olarak belirtilmişse de güvenlik stratejilerinin tanımlamalarında, üye ülkelerin kendi hedefleri ve farklı inisiyatif kullanma talepleri nedeni ile değişiklikler göstermektedir.

Kamu ve Özel Güvenlik işbirliği uygulamalarına ilişkin Avrupa Birliği ülkelerinde örnekler vermemiz gerekirse;

Fransa’da havaalanlarında Özel Güvenlik ve Kamu güvenlik personeli arasında yakın işbirliği ve dayanışma vardır. Alanlardaki Özel Güvenlik hizmetleri bütünleyici bir modele dayanmaktadır. Kamu ve Özel Güvenlik personelinin çalışma bölgeleri ayrı ayrı belirlenmiş ve iç içe geçen bu faaliyetler etkin bir şekilde koordine edilmektedir.

İspanya’da işbirliği ilkeleri yasa ile tanımlanmıştır. Kamu ve Özel Güvenlik güçleri arasında işbirliği protokolleri imzalanmaktadır. Her iki taraf serbest bilgi akışını ve bilgi paylaşımını karşılıklı olarak sağlamaktadır. Ulusal polisin Özel Güvenlik şirketlerinden zaman zaman işlevsel güvenlik yönetiminde destek aldığını görüyoruz. Örneğin terörizm tehdidinde Özel Güvenlik şirketleri derhal kamu güvenlik güçlerinin emrine girebilmektedirler.

İngiltere’de Kamu ve Özel Güvenlik sektörü işbirliğinde ortaklığın suç önleme stratejisi üzerine kurulduğunu ve Özel Güvenlik görevlilerinin zaman zaman polis üniforması giydirilerek kullanıldıklarını görmekteyiz. İşbirliği alanları spor organizasyonları, kriz zamanları ve tek seferlik organizasyonlar şeklindedir. Eğitimli Özel Güvenlik personeli caddelerde ve trafik görevlerinde de istihdam edilmektedir.

Romanya ve İspanya’daki işbirliği küçük suçların üstesinden gelmeye yönelik olarak etkin bir şekilde işletilmektedir. Özellikle Romanya’da hırsızlık suçlarının önlenmesinde Kamu/Özel Güvenlik sektör işbirliğini görmekteyiz.

Slovakya’da suçla mücadelede yasalar Özel Güvenlik şirketlerine inceleme, sorgulama ve cezai takibatın başlatılabilmesi için suçluların kolluk güçlerine sevkine imkan tanımaktadır.

Almanya’da Özel Güvenlik şirketlerinin kar amaçlı şirketler olduğu yaklaşımı ağır basmaktadır. Özel Güvenlik görevlilerinin yetkileri kısıtlıdır.

Yine Romanya’da Özel Güvenlik şirketlerinin araçlarından istifade için kiralama yolu seçilerek kolluk güçlerinin Özel Güvenlik şirketleri ile işbirliği yaptığını söyleyebiliriz.

Kamu ve Özel Güvenlik şirketleri arasında işbirliğinden bahsederken aynı zamanda her iki taraf arasında bir rekabetin var olduğu bir gerçektir. Örneğin;

İngiltere’de bazı cezaevleri Özel Güvenlik şirketleri tarafından işletilmektedir. Özel ceza evlerinde firar vakalarının ve işletme masraflarının az oluşu kamu ile rekabeti doğurmaktadır.

Romanya’da Özel Güvenlik şirketlerinin iyi imkanları ve yeni araçları kamuda görev yapanlar arasında huzursuzluk yaratmaktadır. Ayrıca bazı koruma hizmetleri için yapılan ödemeler bu ülkede iki taraf arasında rekabet ve çıkar çatışmalarına sebep olmakta ve hatta yolsuzluk iddialarını da gündeme getirmektedir.

Kamu ve Özel Güvenlik işbirliği gelişiminde en olumsuz hususlardan birisi de her iki tarafında farklı işler yaptığına ilişkin inançlarıdır.Kolluk kuvvetlerinin konuya bakışları Özel Güvenlik Görevlilerinin görevlerinin kolay olduğu yaklaşımıdır.Bazı ülkelerdeki yasaların Özel Güvenlik hizmetlerine ilişkin kamu güvenliğine sadece yardım etme ve bütünleme görevi vermiş olması itimatsız atmosferi oluşturmuştur.Bu durum yakın işbirliğinde olumsuz bir faktör olarak değerlendirilmektedir.

Özel Güvenlik            Sektörünün yapısını tamamlamamış olması devlet ile olan ilişkilerde ortaklık ve işbirliği çalışmalarına menfi  tesir göstermektedir.

Özel Güvenlik Sektöründeki haksız rekabet ve kayıt dışı çalışma aynı zamanda kaliteyi düşürmekte ve bu bağlamda verilen hizmetlerin verimsizliği kamu ile işbirliğine olumsuz olarak yansımaktadır.

Özel Güvenlik Görevlilerine uygulanan düşük ücret politikaları ve kariyer fırsatlarının olmadığı bir sektörde çalışıyor olmaları istihdam edilen personelin kalitesini ve yetersizliğini de beraberinde gündeme getirmektedir.Bu husus ise kamu ile işbirliğini menfi yönde etkiliyen diğer bir faktördür.

Kamu müşterisi hüviyetindeki devletin alacağı hizmetler konusunda zaman zaman belirsiz tavrı veya düşük ücret politikası gütmesi kamu ve Özel Güvenlik İşbirliğine olumsuz yansımaktadır.

Romanya , İspanya ve Almanya ‘da bu konudaki örnekleri görmekteyiz.

İsveç’te görevli Özel Güvenlik Şirketlerine bağlı bazı Özel Güvenlik Elemanlarının yetkilerini aşan tutum ve davranışlar sergilemeleri Kamu/Özel Güvenlik işbirliğine olumsuz etkide bulunmaktadır.

Avrupa ülkeleri arasında para ve kıymetli eşya nakli yapan Özel Güvenlik şirketlerinin standartlar konusunda sebebiyet verdiği olumsuz görüntüler kamu ve Özel Güvenlik işbirliği gelişimine mani bir başka husus olarak tanımlanmaktadır.

Örneklerden de görüldüğü üzere Avrupa ülkelerinde gerek iç hukuktan kaynaklanan gerekse teamül uygulamaları nedeniyle Kamu ve Özel Güvenlik işbirliği/organizasyonun yeterli seviyede olmadığı değerlendirilmekle birlikte güçlü ortak faaliyet ve işbirliği alanları da vardır.

Özetle;Avrupa ülkelerinde Özel Güvenlik Sektöründe hızlı  bir değişim ve gelişimle birlikte hizmet kalitesi artmakta, Kamu/Özel Güvenlik işbirliğinde de etkin ve gelişen uygulamaları görmekteyiz.

Sonuç olarak;

ü  Devletin Güvenlik konusunda asli görevini icra ederken Özel Güvenlik Şirketleri tarafından sunulan güvenlik hizmetlerinden azami oranda yararlanması asli görevine odaklanmasını kolaylaştıracaktır.

ü  Güvenlik Sektöründe yer alan Şirketlerin tamamen ticari faaliyet icra ediyorlar şeklinde algılanmamaları iş birliği ve koordinasyonda yüksek verimi sağlayacaktır.

ü  Ülkemiz milli politikası çerçevesinde Avrupa Birliği üyelik sürecinde Avrupa Özel Güvenlik Sektöründe oluşan değişim ve gelişimleri yakinen takip etmek ve Avrupa ülkelerindeki Kamu/Özel Güvenlik işbirliği uyumunu referans alma zorunluluğumuz vardır. Her ne kadar Avrupa ülkeleri halihazırda birlik şemsiyesi altında her ülke kendi değerlerine ve ulusal kimliklerine uygun hareket etme politikası güdüyorlarsa da nihai  hedefin “Tek Avrupa Özel Güvenlik Sektörü” olduğu hususu göz ardı edilmemelidir. Bu bağlamda mesleki eğitim, mesleğe erişim ve standartlar konusunda  yasalarımızı Avrupa ülkeleri ile uyumlu hale getirme hususunu gerçekleştirmeliyiz.

ü  Kamu ve Özel Güvenlik sektörünün uyumlu çalışması ve işbirliğine gitmeleri ekonomik büyümeyi sağladığı gibi, sektörü kalite odaklı ve standartları olan  bir sektör hüviyetine kavuşturacaktır.

 

Bülent AKSARAY